Özet
GİRİŞ ve AMAÇ
Prostat kanseri nedeniyle yapılan radikal prostatektomi (RP) olgularında, %14-90 oranında erektil disfonksiyon (ED) gelişebilmektedir. Bu olgularda ED gelişimi, cerrahi esnasında gerçekleşen nörovasküler hasara bağlıdır. Çalışmamızda RP öncesi bakılan trombosit ve eozinofil parametrelerinin, cerrahi sonrası gelişebilecek ED’yi öngörmede prognostik bir önemi olup olmadığını değerlendirmeyi amaçladık.
YÖNTEM ve GEREÇLER
Ocak 2010-Aralık 2016 yılları arasında RP yapılan 181 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Hastalarda preoperatif dönemde bakılan trombosit, ortalama trombosit hacmi (MPV), trombosit dağılım aralığı (PDW) ve eozinofil değerleri kaydedildi. Preoperatif dönemde ve postoperatif kontrollerinde uyguladığımız Uluslararası Erektil Fonksiyon İndeksi ile, hastalar ED açısından değerlendirildi. Postoperatif 12. ayda ED değerlendirilmesi yapılmış olan 150 hastadan 128’inde RP öncesinde ED’nin olmadığı belirlendi. Postoperatif dönemde ED gelişen 82 hasta Grup I’e, postoperatif ED gelişmeyen 46 hasta ise Grup II’ye dahil edildi.
BULGULAR
Yaş (p=0.281) ve vücut kitle indeksi (p=0.851) açısından gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmadı. Grup I’de preoperatif dönemde bakılan ortalama trombosit sayısı (292.18±51.62 vs. 240.15±46.25, p<0.001), ortalama MPV değeri (8.77±1.24 vs. 6.17±0.87, p<0.001) ve ortalama eozinofil sayısı (0.57±0.16 vs. 0.47±0.10, p<0.001) daha yüksek bulunurken; ortalama PDW değeri (16.21±1.84 vs.16.75±1.77, p=0.110) açısından farklılık izlenmedi. ROC analizine göre, trombosit, MPV ve eozinofil için kestirim değerleri sırasıyla 242 (AUC: 0.783, p<0.001), 7.24 (AUC: 0.951, p<0.001) ve 0.5 (AUC: 0.675, p=0.001) olarak hesaplandı.Çok değişkenli analizde, RP sonrası ED’yi öngörmede MPV ve eozinofil daha önemli bağımsız prediktif faktörler olarak gözlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ
RP öncesi bakılan trombosit, MPV ve eozinofil değerlerinin prostatektomi sonrası gelişebilecek ED’yi öngörmede bağımsız prediktif faktörler olduğu görülmektedir. Bu parametreleri kullanarak, postoperatif daha erken dönemde penil rehabilitasyon uygulanması gerekecek hastaların belirlenebileceğini düşünmekteyiz.


